Ben pozitif değilim!

Ben pozitif değilim! Ara ara bana, benim gibi ‘hep pozitif’ olabilmek için yol soranlar oluyor da, o yüzden söylüyorum. Negatif de olduğumu düşünmüyorum...hedefim iki kutup arasında dengeli olmak.

Zaten bence pozitif olmayı tercih etmek biraz tehlikeli. Seni üzen, zorlayan, öfkelendiren her şeyi görmezden geliyorsan, -suda bastırdığın bir balon gibi- gün olur bu beğenilmeyen ama gerçek duygular patlayarak çıkar, ve çıkıncaya kadar onları bastırmak enerjini tüketir.

Peki nereden çıktı bu pozitif olma arayışımız? Beğenilme ve onay alma ihtiyacımızdan. İngilizcede bir söz var: “gülersen dünya seninle güler, ağlarsan, yalnız başına ağlarsın.” Bana hep çok acımasız gelen bir söz. Tabi mutlu günlerimizde, arı çeken çiçek gibi, insanları kendimize çekeriz. Peki her gün öyle olmak mümkün mü? Hayır. Doğada bile her gün aynı olan bir şey göremezsin. Bununla barışmada zorlanabiliriz ama illa hep onay almak gerekli mi? Hakikatimizden uzaklaşmaya değer mi? Esas hissettiklerimizden kopmaya değer mi?

“Ama negatiflik katran gibi eline, aklına, ağzına, kalbine yapışan kara bir madde değil miydi? Bir kerecik izin verdin mi, kara kutuya düşer kalırsın.” Bence değil, duygular gelip gider, her duygu çok geçici. Sağlıklı birinde en kara bulut bile geçer. Yeter ki kendimize onu hissetmeye, yaşamaya izin verelim. Ayrıca beğenilmeyen duygular hayatımıza müthiş değişim getirmeye gelmiş olabilir.

“Ama ama...iyi düşün, iyi olsun, pozitif pozitifi çeker vs” Evet, çeker. Ama, ya hayal edebildiğin en çılgın rüya seni bekleyen mucizelerin yanında bir toz zerresi kadarsa? Bu hayat sürprizlerle dolu, bilmediğin bir coğrafyada yolunu çizemezsin. Onun için beklentilerini sil (veya uçmak üzere bir balon gibi tut) Biz sandalda değiliz, yelkendeyiz. Ağır pozitif kürekleri çekerek bir yere gitmeye çalışıyorsun, oysa ki yelkenini açarsan rüzgar seni götürür. Yelkenin senin için kadar geniş. Onu germek demek, küreklerini bırakmak demek, yani kontrolü elden bırakmak (zaten hiç bir zaman kontrol elinde değildi, elinde sıkı sıkı tuttuğun o şey kaygındı). Yelkenini aç ve açıl...iyi ve kötü havayla yüzleşirsin, fırtına da yaşarsın...ama işte bu...yaşarsın işte, yaşarsın.


196 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Bence erkeklerin hikayesi değişmediği sürece kadınların hikayesinin daha fazla değişmesi zor. Hepimiz, kadın-erkek rollerindeki değişimin farklı bir evresindeyiz, şüphesiz. Ama her kadının gerçekliği